{ "title": "Leptin Hormonu", "image": "https://www.hormon.gen.tr/images/leptin-hormonu.jpg", "date": "19.01.2024 06:41:14", "author": "ümit kadak", "article": [ { "article": "Leptin Hormonu, Leptin ve Ghrelin Hormonu, Leptin hormonundan tek başına bahsetmek oldukça yanlış olacaktır. Vücudumuzun salgıladığı bu hormonlar vücudumuzda birbirine zıt yönde görev yapan hormonlardır. Çok basit olarak ifade etmek gerekirse, ghrelin bir açlık hormonudur. Vücudun sol tarafında omuz bölgesinde bulunur ve beyine sürekli açlık duygusu hissi verir. Yemek boyunca aslında doymuş olmanıza rağmen, ghrelin hormonu midede üretilen ve beyne saatte iki kez yemek yeme ihtiyacının olduğunu, kalori yakmayı bırakmasını ve enerjiyi yağ olarak depolaması gerektiğinin sinyalini yollayan yirmi sekiz aminoasit li bir hormondur.

Leptin nedir?

Leptin hormonu ise ghrelin hormonun tersine vücudumuzun sağ tarafındaki omuz bölgesindedir. Kişiye yemeğe başladıktan bir süre sonra tokluk hissi veren hormondur. Yağ hücrelerinden salınan leptin Yunanca 'da leptos (İnce) kelimesinden köken almaktadır. Tokluk hormonu olarak da bilinen metabolizma, açlık ve enerji harcanmasını kontrolünde tutan leptin yağ dokusunun miktarı ile orantılı olarak salgılanır. Ayrıca leptin daha sağlıklı bir ruh hali, zihin ve spor kapasitesi için gereklidir.

Leptin Salınımının İşleyişi

Leptin salınımını beyinde bulunan hormon salgısını kontrol eden hipotalamus kısmı kontrol eder. Hipotalamus, leptin alıcıları içerir yani leptin düzeylerini algılar. Artan leptin seviyeleri hipotalamusta bulunan amaçları aktive ederek yapıcı ve yıkıcı kimyasalların hızını artırmasını ve tok hissetmemiz için beyne uyarı gönderir. Açlık sırasında ise azalan leptin hormonu ile gönderilen uyarılar anabolizma ve katabolizma hızının azalmasına ve aç hissetmenizi sağlar.

Leptin Hormonu ve Etkileri Nelerdir?

Leptin hormonu büyük ölçüde vücutta bulunan yağ hücreleri tarafından ve az miktarda kalp ve mide gibi organlardan salgılanır. Mide içerisinde salgılanan az miktarda leptin, tüketilen öğün miktarında ve hissedilen toklukta etkili olduğu saptanmıştır. Yemek yenmesi sonrasında, şeker hastası değilse pankreas doğal olarak insülin salgılar ve kandaki insülin miktarı yükseltir. Kanda artan insülin, midedeki leptin salınımını tetiklemektedir. Bu da leptinin kısa süreli gıda alınımından, yani günlük beslenmemizdeki rolünü gösterir.

Uzmanlar tarafından yapılan çalışmalar sonucunda kilo kaybetmenin kandaki leptin miktarının azaltıcı etkisi olduğu bulunmuştur. Yani siz kilo verdikçe, kanınızda tokluk hissinizden sorumlu leptin hormonunun miktarı azalıyor ve bu da size daha çok yemeye teşvik ediyor. Bilinçsiz yapılan diyetlerin hormonlar üzerindeki negatif etkisi haftalar, aylar geçtikçe küçümsenemeyecek boyutlara ulaşacağı için sırf leptin hormonu yüzünden, diyetinizi müthiş açlık hissiyle yemeğe saldırarak bitirmek zorunda kalmanız kaçınılmaz olacaktır.

Söylenenlerin aksine leptin birincil olarak yağ yakıcı olarak bir etkisi bulunmamaktadır. Sürekli yemek yemek, kişilerde zaman içinde kanda dolaşan leptin miktarının artmasına neden olmaktadır. Kişinin beynindeki hipotalamus kısmı bu durumu, yani kandaki leptin miktarındaki artışı zaman içinde normal olarak algılamaya başlar ve kişide leptin direnci oluşumu meydana gelir. Hipotalamus kısmı, leptine karşı duyarlılığını kaybeder. Kişi devamlı kendini aç olarak görür. Leptin hormonunu etkileyen bir diğer unsur da egzersizlerdir. Egzersiz yapıldıkça salgılanan leptin hormonu miktarı azalma gösterir, bu da spor yapanlarda iştah artışının nedenini açıklar.
" } ] }